Comments Off

Kutup Yıldızı, Türkiye’de kurulumuş olan bir Türk müzik grubudur. 1991 yılının Mayıs ayında, işçi sınıfı ve emekçilerin sanatını yapma iddiasını taşıyan üniversite öğrencileri ve değişik iş alanlarından bir araya gelen bir bileşim tarafından kuruldu.

Grubun tarihi

Grup başlangıçta tiyatro ve müzik grubu olarak kurulmuştu. İlk olarak İTÜ Taşkışla yerleşkesinde, 1984′teki Ölüm Orucu eyleminin yıldönümü için yapılan forumda sahne aldı. “En Güzel Mavi Akdeniz Mavisidir” isimli tiyatro oyunu ve müzik grubunun dinletisiyle Kutup Yıldızı ismi ilk olarak bu etkinlikte kullanıldı. Hemen sonrasında 16 Haziran 1991 günü Kartal Kültür ve Sanat Derneği’nin düzenlediği 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi ve 84 Ölüm Orucu Şehitlerini anma içerikli dayanışma gecesinde sahne aldı.

Başlangıçta çalışmalarını Örnektepe’de bir düğün salonunda gerçekleştiren grup sonrasında Boğaziçi Üniversitesi’nde istenmeyen misafirler olarak bir süre çalışmalarını sürdürdü. O kesittte İnsan Hakları Haftası etkinlikleri çerçevesinde, Ankara, Bursa İHD gecelerinde sahne aldı. 1992 yılının ilk aylarında İzmir Belediye işçilerinin Ankara Ölüm Yürüyüşü’nde işçilerle beraber yürüdü.

1992 yılının Mart ayında Zonguldak Kozlu Maden Ocağı’nda göçük sonrası 463 işçi ölür. 148′inin cesedi çıkartılır, 315 işçi diri gömülür. Bu olay sonrası yapılan “Katledilen Madencinin Haykıran Soluğu: Boğaziçi İşgali”nde Kutup Yıldızı elemanları da yerlerini alırlar. Dışarıda kalanlarla grup toparlanır. 1992 yılının Haziran ayında tutsak Kutup Yıldızı elemanlarının tahliyesiyle çalışmalara hız verilir.

1992′nin sonlarında başlayan uzun soluklu Kağıthane Belediye İşçilerinin Direnişi’nde başından itibaren yer alır. Kağıthane Belediye İşçilerinin Ankara yürüyüşünün çeşitli kesitlerinde onlarla beraber yürür. Onlarca direniş, grev ve gösteride türküleri, şarkıları, marşları, halaylarıyla işçi ve emekçilerle buluşur. 1993 yılının başında albüm hedefi koyar önüne. Kısa bir süre sonra demo çıkartır. Çıkan demo kasedin üzerinden gelen eleştiri ve öneriler doğrultusunda albüm çalışmasına girişilir. 1993′ün Temmuz ayında “Onurumuz” dinleyicilerle buluşur.

Sanat alanındaki çalışmaların daha derli toplu yürümesi düşüncesiyle bir kültür-sanat kurumu kurulması hedefi konulur. O kesitte başta hizmet sektöründe olmak birçok sektörde başlayan grev, direnişte sahne alır. Yeni üretimlerini ilk buralarda işçi ve emekçilere dinletir. Sonrasında ikinci albümde yer alan “Hava Döndü İşçiden” Gebze Belediye işçilerinin uzun soluklu direnişinde ilk defa çalınır ve direnişçilerin görüş ve önerileriyle son hali verilir. 1994 yılının Nisan ayından itibaren çalışmalarını Yapı Sanatevi bünyesinde sürdürmektedir.

1994 yılının ortasında ikinci albüm hedefini koydu grup önüne. Albümün çıkışı 1995′in Haziran ayını buldu. “Biz Kazanacağız” isimli albümün ana hatlarını o kesitte yaşanan işçi direnişleri, yükselen faşist saldırılar, halkların kardeşliği ve sosyalizm oluşturdu. 1995 Gazi Anti-Faşist Halk Direnişi öncesinde Özgür Gündem’in bombalanması albümün anti-faşist karakterini oluşturdu.

1995′in Eylül ayında İzmir Buca Cezaevi’ne yönelik yapılan operasyon sonrası gerçekleştirilen kitlesel direnişe sanat alanından destek olmak amacıyla Özgürlük Türküsü, Grup Munzur, Genç Ekin Müzik Topluluğu’yla birlikte “Yeni Buca’lar İstemiyoruz!, Devrimci Tutsakların Talepleri Kabul Edilsin!” talepleriyle CHP Beyoğlu İlçe Binası’nı işgal ettiler. İşgal sonrası üç buçuk ay boyunca Bayrampaşa Cezaevi’nde tutsak kaldılar. O kesitte dışarıda yapılan “Devrimci Sanatçılar Serbest Bırakılsın” kampanyasıyla sayısız sanatçı ve aydının desteği alınarak konser, basın açıklaması, radyo programları vb. etkinlikler düzenlendi.

Kutup Yıldızı’nın üçüncü albümü, devrimci hareketin yükselişiyle birlikte 1996 Cezaevleri Genel Direnişi, işçi sınıfı hareketinin kitlesel militan eylemleri ve anti-faşist hareket üzerinden şekillendi. Teknik anlamda daha profesyonel bir anlayış ve ekiple çalışılan “Durmak Yok” albümü 1998 yılının Ocak ayında dinleyicileriyle buluştu.

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

Memet Fuat Eleştiri/İnceleme, Deneme ve Yayıncılık Ödülleri, 19 Aralık 2001 yılında hayatın yitiren Memet Fuat anısına 2004 yılından beri verilmekte olan edebiyat ödülüdür.

Memet Fuat’ın yazın yaşamında en çok önem verdiği 3 dal olan eleştiri, inceleme/deneme, yayıncılık alanlarında ödül verilmektedir. İlki yazarın ölüm yıldönümü olan 19 Aralık 2004 yılında verilen ödüller, 2005 yılından itibaren Memet Fuat’ın doğum günü olan 16 Şubat’ta düzenlenen törenle sahiplerine verilmeye başlanmıştır. Her yılın 10 Ocak tarihine kadar başvurmak mümkündür.

Eleştiri/İnceleme ödülünü İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Deneme ödülünü ise Adam Yayınları desteklemektedir. Kitap olarak basılmış yayınlara ödül verilir.

Yayıncılık ödülüne’ ise bir sene önce verilmiş örnek bir yayıncılık verimi ile (özgün bir kitap ya da kitap dizisi, yepyeni bir tasarım, kusursuz bir düzeltmeyle yayımlanmış bir yapıt gibi) aday olunur. Yayıncılık ödülünü kazanan çalışmalar bir heykelcikle ödüllendirilir. Ödül heykelciği heykeltraş Bihrat Mavitan tarafından tasarlanmıştır.

İnceleme: Oğuz Demiralp (Satırlar Arasında Aylaklık adlı kitabıyla)

Eleştiri/Deneme: Mustafa Öneş (Şiir kuşatması adlı yapıtıyla)

Yayıncılık: Komşu Yayınevi ve Multilingual Yayınları arasında paylaşıldı.

  • 2005

İnceleme: Mehmet Yaşın (Diller ve Kültürler Arası Bir Edebiyat İncelemesi, Kıbrıs Şiiri Antolojisi M.Ö. 9. - M.S. 20 yy. kitabıyla )

Eleştiri/Deneme: Güven Turan (Süregelen kitabıyla)

Yayıncılık: Dost Kitapevi Yayınları

  • 2004

Eleştiri: Füsun Akatlı (Felsefe Gözlüğüyle Edebiyat adlı kitabıyla)

Deneme: Nilüfer Kuyaş (Başka Hayatlar adlı kitabıyla)

Yayıncılık: Norgunk Yayıncılık

Bağlantı

Memet Fuat sitesi

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

Avrupa Yakası dizisindeki, Peker Açıkalın tarafından canlandırılan hayalî bir karakter.

Dizide Gülse Birsel’in oynadığı Aslı’ya aşıktır. Bu yüzden en büyük düşmanı Aslı’nın kocası (Levent Üzümcü) Cem’dir.

Bazı özellikleri

Yaş:34

Doğum yılı:1973

İlk göründüğü bölüm:Anneler günü bölümü-piknik sahnesi

Meslek:Sütçüoğlu Apartmanının kapıcısı

Canlandıran:Peker Açıkalın

Replikleri:Nasılım?,Beni beğenmiyormusun?,Bize gelsene oturururuz,Bir sakıncasımı
var?,Seni tenhada kıstırırım,Beni beğenmiyormuusun anne,Benimle gurur duyuyormusun baba,Cem hıyarı,Uzatsan tam süper olacak

Düşmanı:Cem Onaran

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

20. yüzyıl | 21. yüzyıl | 22. yüzyıl

2007 | 2008 | 2009 | 2010 | 2011 | 2012 | 2013 | 2014 | 2015 | 2016 | 2017

Ocak
Mart

Temmuz
Eylül

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçları ve saldırı suçlarına bakan uluslararası bir mahkemedir. 1 Temmuz 2002 tarihinde kurulmuş ve 11 Mart 2003 tarihinde çalışmaya başlamıştır. Mahkeme binası “Ev Sahipliği Anlaşması” yaptığı Hollanda’nın Lahey kentinde bulunmaktadır.

Kuruluş aşamaları

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurulması için ilk çalışmalar 1998 yılında Birleşmiş Milletler’in önderliğinde Roma’da toplanan bir konferansta başladı.17 Temmuz 1998′de Ulusalararası Ceza Mahkemesini kuran Roma Statüsü 7 ret oyuna karşılık, 120 kabul oyuyla ve oyçokluğu ile (21 çekimser) kabul edildi.Roma Statüsü suçları, mahkemenin nasıl çalışacağını ve devletlerin mahkeme ile işbirliği için ne yapmaları gerektiğini tanımlar.Statü gereğince, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin faaliyete geçebilmesi için 60 ülkenin onayı beklendi ve 11 Nisan 2002 tarihinde sözkonusu 60 onaya ulaşıldı.1 Kasım 2006 tarihi itibariyle Roma Statüsü ,139 devlet tarafından imzalamış ve 104 devlet tarafından onaylanmıştır. Roma Statüsünü imzalamak onaylamak anlamına gelmemektedir.

UCM Organları

Roma Statüsünün 34. maddesinde Mahkemenin organları belirtilmiştir;

  • Başkanlık
  • Temyiz Bölümü, Yargılama Bölümü ve Ön-Yargılama Bölümü
  • Savcılık Bürosu
  • Yazı İşleri Bürosu

Yargı Süreci

Roma Statüsü olayların mahkeme önüne 3 farklı şekilde gelebileceğini belirtiyor:

  1. Mahkeme savcısı, sadece mahkemenin söz konusu suçu ya da bireyleri yargılama yetkisi var ise; kurban ya da ailesini de içerecek şekilde herhangi bir kaynaktan gelen bilgiye dayanarak, işlenmiş bir ya da birden fazla suçun söz konusu olduğu bir durum hakkında soruşturma başlatabilir .
  2. Roma Statüsü’ nü onaylayan devletler, sadece mahkeme yargılama yetkisini haizse, işlenen bir veya birden fazla suçun olduğu bir durumun soruşturulması için savcıdan talepte bulunabilirler.
  3. BM Güvenlik Konseyi, işlenen suçun bir veya birden fazla olduğu bir durumu soruşturması için savcıdan talepte bulunabilir. 1nci ve 2nci yöntemlerin tersine, suçlar Roma Statüsü’ nü onaylamayan bir devletin topraklarında vuku bulmuş veya böyle bir devlet vatandaşı tarafından işlenmiş olsa bile BM Güvenlik Konseyi olayı savcıya bildirdiği zaman UCM yargı yetkisine sahip olacaktır.

Bununla birlikte, bu durumların her birinde bir soruşturma açılıp açılmayacağına ve soruşturma üzerinde temellenen hukuki onaya bağlı olan bir davanın açılıp açılmayacağına karar vermek, devletlerin ya da Güvenlik Konseyi’nin değil, UCM savcısının takdirine bağlıdır.

Amerika Birleşik Devletleri ve UCM

1995′ten 2000 yılına kadar ABD hükümeti UCM’nin kurulmasını destekledi ancak Amerikalılar UCM’nin BM Güvenlik Konseyi tarafından kontrol edilen veya Amerikalı yetkilileri ve Amerikan vatandaşlarını mahkemenin yargı yetkisi dışında tutacak bir mahkeme olması için çaba harcadılar; bu çabalar başarısız kaldı. Cilnton yönetimi döneminde 31 Aralık 2000 tarihinde Amerikan Büyükelçisi David Scheffer hükümeti adına Roma Statüsü’nü imzaladı. 2001 Yılında Bush yönetimi UCM toplantılarına katılmamaya başladı ve 6 Mayıs 2002 tarihinde ABD Roma Statüsü’nden imzasını çektiğini resmen açıkladı. O zamandan beri ABD, gerek İkili Dokunulmazlık Anlaşmaları(İDA) (Bilateral Immunity Agreements-BIAs) vasıtasıyla; gerek UCM’yi destekleyen müttefiklere yaptırımlar öngören yasalar çıkararak; gerekse BM Güvenlik Konseyi’nde barış güçlerinde görevli Amerikalıları UCM’nin yargı yetkisi dışında tutacak girişimleri yoluyla UCM’yi yönelik çok yönlü saldırılarına devam etmektedir. UCM Andlaşması’nda yer alan net güvencelere rağmen ve son derece nitelikli UCM yetkililerinin böyle bir durumun oluşmasına karşı gereken tedbirleri alacağını gözardı ederek, Bush yönetimi UCM’nin siyasi motivasyonlardan kaynaklanan yargılamalar için bir platform oluşturabileceğini iddia etmektedir.

ABD Dışişleri Bakanlığının verilerine göre 2 Ağustos 2006 itibariyle ABD ile IDA’ları imzalayan devlet sayısı 101′dir (ülke isimlerinin yer aldığı listelerdeki sayı ise 99); 99 tane İDA’nın 21′i ulusal parlamentolarca onaylanmış; 18′nin ise onay gerektirmeyen yürütme anlaşması olduğu söyleniyor.

UCM’ye taraf ülkelerden IDA imzalayanların sayısı 45; bunların 13′nün parlamentolarca onaylandığı; 9′nun yürütme anlaşması niteliğinde olduğu belirtiliyor.

53 Ülke ABD ile ikili dokunulmazlık anlaşması imzalamayı açıkça reddediyor. UCM’ye taraf 102 ülkeden 57’si İDA imzalamadı (bunların 24′ü, 2005 Mali Yılında ABD’den yardım alamadı).

Amerikan Askeri Personelini Koruma Yasası (American Servicemembers’ Protection Act-ASPA)
Amerikan askerlerini kurtarmak için ABD’nin her türlü önlemi alabileceğine dair hükümler içerdiği için “La Haye’yi Basma Yasası” olarak da anılan Amerikan Askeri Personelini Koruma Yasası (ASPA) 2 Ağustos 2002′de kabul edildi. Bu yasaya göre UCM’ye taraf ülkeler ABD ile ikili dokunulmazlık anlaşması imzalamazlarsa bu ülkelere yapılan Amerikan askeri yardımları askıya alınacak. Amerikan’ın NATO müttefikleri ve ” NATO-dışı önemli müttefik” sayılan 9 ülke (Arjantin, Avustralya, Mısır, İsrail, Japonya, Ürdün, Yeni Zelanda, ve Güney Kore) ASPA yaptırımları dışında bırakıldı. Fakat ulusal güvenlik çıkarları gereği veya sonradan ikili dokunulmazlık anlaşması imzalaması durumunda Başkanın kararıyla askeri yardımın askıya alınmasına istisnalar getirmek mümkün. UCM Roma Statüsü’nün yürürlüğe girmesinin birinci yıldönümü olan 1 Temmuz 2003 tarihine kadar geçen bir yıllık sürede UCM’ye taraf 35 ülkeye toplam 46 milyon dolarlık askeri yardım geri çekildi. Amerikan askeri yardımlarının kesilmesinden etkilenen önemli programlar arasında Uluslararası Askeri Öğretim ve Eğitim (IMET); Askeri Dış Yardım (FMF) programları ve Silah İhracatını Kontrol Yasası altında sağlanan fonlar var. Daha önce ikili dokunulmazlık anlaşması yapmayı reddeden ülkeler önemli oranda askeri mali yardımdan yoksun bırakılma tehditleri altında ABD ile bu tip anlaşmalar imzalamak zorunda kaldılar.

UCM’de Devam Eden Davalar

Demokratik Kongo Cumhuriyeti

Eski adı Zaire olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde, 1998 yılında Thomas Lubanga Dyilo liderliğindeki UPC (Kongo Vatanseverler Birliği) ile Hükümet kuvvetleri arasında başlayan ve bugüne kadar, yaklaşık 4 milyon insanın öldüğü çatışmalar, II. Dünya savaşından sonraki en büyük “ölümcül çatışmalardan” biri sayılmaktadır.

2005 yılında UPC, liderleri tarafından, siyasi bir partiye dönüştürülerek, Ituri bölgesindeki yaklaşık 15.000 milis silahsızlandırıldı ve çoğu sivil hayat karıştı. Ancak son 10 yıldır silahlandırılan binlerce milis, farklı silahlı politik gruplara katılarak, çatışmalarda aktif rol oynamaya devam etmektedir. Bölge henüz istikrara kavuşmuş değildir ve ciddi insan hakları ihlallerine dair bilgiler gelmeye devam etmektedir.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Başkanı, UCM savcısı Luis Moreno Ocampo’ya bir mektup göndererek, ülkesinde gerçekleştirilen ve Roma Tüzüğü kapsamındaki suçlara ilişkin soruşturma açılmasını talep etmiştir. Bunun üzerine savcı, ön araştırmasının ardından, Haziran 2003′te Kongo’daki durumu yakından inceleyeceğini açıklamış ve 04.07.2004 tarihinde olayı Ön Yargılama Dairesine taşımıştır.

Dosya kapsamında, 17.03.2006 tarihinde tutuklanan Kongo Vatanseverleri Birliği lideri Thomas Lubanga, Mahkeme kararına istinaden UCM tarafından tutuklanan ilk kişi olmuştur. 28 Ağustos 2006 tarihinde, savcı tarafından resmen suçlanan Lubanga hakkında, 1. Ön Yargılama Dairesinde iddianamenin onaylanması duruşması 9 Kasım 2006 tarihinde başlamıştır.

8. maddede belirtilen savaş suçlarını işlemekle suçlanan Lubanga’ya yönelik iddianamedeki suçlar arasında; “15 yaşından küçük çocukların askere alınması ve çatışmalarda aktif olarak kullanılması” suçlaması öne çıkmaktadır.

Uganda

1987 yılında Joseph Kony tarafından kurulan ve Uganda’nın kuzeyinde dini temellere dayalı bir devlet kurmak isteyen LRA (Lord’s Resistance Army-Tanrının Direnişi Ordusu) ile hükümet kuvvetleri arasındaki çatışmalar, Afrika’da en uzun süredir devam eden çatışmalardan biridir.

LRA; geniş çaplı insan hakları ihlalleri, tecavüz, işkence, cinayet ve “çocuk asker” kullanmakla suçlanmaktadır.

Bölgede yapılan bir araştırmaya göre halkın %78′i bir cinayete tanık olmuş, %68′i ise (LRA veya hükümet güçleri tarafından) kötü muameleye uğramıştır 1.

Aralık 2003′te Uganda Başkanı Yoweri Museveni, LRA (Tanrı’nın Direnişi Ordusu) ile ilgili durumu UCM’ ye götürme kararı almıştır. Başsavcı 29 Temmuz 2004 tarihinde konu ile ilgili olarak soruşturma açıldığını duyurmuş ve dosyayı 2. Ön Yargılama Dairesine taşımıştır.

Aralık 2005′te BM Genel Sekreteri Uganda’da Hükümetin, hükümete bağlı yerel kuvvetlerin ve LRA’nın -özellikle çocuklara karşı- ciddi suçlar işlediğini belirtmiştir.

Mahkeme Ekim 2005′te LRA’nın 5 lideri hakkında, bir yandan cinayet, kölelik, seks köleliği, tecavüz suçları nedeniyle insanlığa karşı suç, diğer yandan cinayet, tecavüz, sivillerin öldürülmesi ve yağma suçlarından dolayı da savaş suçu işledikleri gerekçesiyle tutuklama kararı çıkartmıştır.

Haklarında tutuklama kararı verilen kişilerden hiçbiri henüz yakalanamamıştır. Bölgede Hükümet ile LRA arasında ateşkes ve barış anlaşması için görüşmeler devam etmektedir.

Sudan

2003 yılında, yerel bir isyanın ardından, bölgedeki Arap kabileleri ile Hükümet tarafından kurulan ve desteklenen milis kuvvetleri (Janjavit - Janjawid) arasında çatışmalar başlamıştır. Bu çatışmalarda Darfur nüfusunun üçte biri -yaklaşık 2 milyon insan- zorla yerinden edilirken, yüz binlerce insan öldürüldü. Halen 1,5 milyon kişi yerleştirildikleri mülteci kamplarında yaşamaktadır.

Hükümet’in, Darfur bölgesinde, geniş çaplı bir “etnik temizlik” başlattığı iddiaları üzerine, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 18 Eylül 2004 tarihinde, 1564 no’lu kararıyla Genel Sekreterden Sudan’da bir araştırma Komisyonu kurulmasını istemiştir. Kurulan Komisyon, 25 Ocak 2005′te, BM Genel Sekreterine bir rapor sunmuş ve sivil halkın korunması ve suçluların cezalandırılması için harekete geçilmesini tavsiye etmiştir. Raporun ardından, Güvenlik Konseyi, 31 Mart 2005 tarihli ve 1593 no’lu kararı ile olayı UCM’ne taşıma kararı almıştır.

6 Haziran 2005′te UCM savcısı Luis Moreno Ocampo, Darfur’da işlenen suçlar hakkında soruşturmayı resmi olarak açmış ve dosya Hakim Akua Kuenyehia (Gana) başkanlığındaki 1 no’lu Ön Yargılama Dairesine iletilmiştir.

Orta Afrika Cumhuriyeti

Eski bir Fransız sömürgesi olan Orta Afrika Cumhuriyeti bağımsızlığını 1960 yılında kazanmıştır. Askeri yönetimlerin ardından 1993′te sivil yönetim başa geçmişse de Mayıs 2001′deki başarısız darbe girişiminin ardından ülkede çatışmalar başlamıştır.

5 Aralık 2004 tarihinde kabul edilen anayasanın ardından 2005 Mart’ında seçimlere gidilmiştir ancak dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Orta Afrika Cumhuriyetinde, siyasi istikrarsızlık devam etmektedir.

2005 yılında, Orta Afrika Cumhuriyeti eski devlet başkanı ve başkan yardımcısı tarafından işlenen suçları araştıran yerel mahkeme, olayın araştırılmasında yetersiz kalabileceğinden hareketle, UCM savcısından, konuyla ilgili soruşturma başlatmasını talep etmiştir.

Ancak Savcılık, “tamamlayıcılık” ilkesi gereğince, Orta Afrika Cumhuriyeti Yüksek Ceza Mahkemesi’nin (Cour de Cassation) kararını bekledi. Yüksek Ceza Mahkemesi, 11 Nisan 2006 tarihinde verdiği kararla, yerel mahkeme kararını onaylayarak, mevcut koşullarda, OAC’de etkin araştırma ve yargılama yapamayacağına karar verdi.

Daha önce söz konusu davanın neticesini beklediğini açıklayan Savcılık Ofisi , bu kararın ardından harekete geçerek, dosyayı 3. Ön Yargılama Dairesine taşımıştır. Henüz bir tutuklama kararı verilmeyen dosyada, eski hükümet yetkilileri hakkında cinayet, tecavüz ve Orta Afrika Cumhuriyetinin kuzeyinde yaşayan yerlilere yönelik soykırım iddiaları mevcuttur.

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

Belkahve mevkii İzmir ili Bornova ilçesi sınırları içinde, İzmir-Ankara karayolu üzerinde, tarihi önemi olan bir mesire yeridir. İzmir il merkezine 25 Km mesafededir. İzmir’in düşman işgalinden kurtarılmasından bir gün önce, Nif’de (sonradan Kemalpaşa) gecelediği 8 Eylül 1922 akşamı muzaffer orduların komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın buraya çıkıldığında ayakların altında uzanan İzmir’i ilk gördüğü yerdir. (Mustafa Kemal bundan önce İzmir’e, sadece bir kez, Şam’dan döndüğü 1904′de vapur değiştirmek için birkaç saatliğine gelmişti.)

Belkahve, Atatürk’ün doğumunun 100. yıldönümü vesilesiyle, düzenlemeden geçirilmiştir. Piknik yerine umumi vasıtalarla ulaşmak mümkündür. 3,5 hektar büyüklüğündeki saha kızılçam koru ormanı ile kaplıdır. Yazın sıcak günlerinde dahi serinliğini korumaktadır. Arazinin meyilli olmasından dolayı saha içinde otopark bulunmamakta sadece şahıs girişine izin verilmektedir. Ancak giriş kapısı önünden geçen Kavaklıdere köyü yolu boyunca araçlar park edebilmektedir. İçme ve kullanma suyu, WC, çeşmeler, kır büfesi ve piknik üniteleri bulunmaktadır.

Salih Bozok’un hatıralarında Belkahve

Nif’e (Kemalpaşa) geldiğimiz zaman akşam olmak üzereydi. Nif’te bize gösterilen eve girdik. Biraz istirahattan sonra Paşa, Nif’ten İzmir’e kaç kilometre mesafe olduğunu sordular. 30-35 kilometre kadar olduğu söylendi. Bunun üzerine Paşa ‘bir yerden İzmir’i görmek kabil midir?’ dediler. 10-15 kilometre kadar ileride Belkahve denilen yerden göründüğü söylendikten sonra Paşa derhal oraya gitmek istediler ve otomobile binerek Belkahve denen yere geldik. Orada 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa’yı bulduk. Bir büyük ağacın altında oturmuş, İzmir limanını seyir ve temaşa ediyordu. Bizim geldiğimizi görünce derhal Mustafa Kemal Paşa’nın yanlarına gelerek limandaki İngiliz, Fransız ve Yunan gemilerini gösterdi ve İzmir’in görünen bazı yerleri hakkında bilgi vermeye başladı. ‘Şurası Kadifekale’dir, şu görünen Kordon’dur, bu taraf Karşıyaka’dır,’ dedi.”

Posted in Uncategorized | Comments Off

Yıldönümü | Hiroşima

May 31st, 2008
Comments Off

Hiroşima (広島市; -shi) batı Japonya’nın Çugoku bölgesinde bulunan şehir. Dünya tarihine nükleer saldırıya maruz kalan ilk şehir olarak geçmiştir.

Japonya’nın Pearl Harbor’u bombaladığı 1945’den beri ABD ve müttefikleri savaştaydı. 26 Temmuz 1945 günü, ABD Başkanı Truman, Japonya’nın koşulsuz teslim olmasını isteyen Potsdam Deklarasyonu’nu yayınladı. Hiroşima’ya atom bombası atılmadan iki hafta önce, New Mexico Alamogordo’da ABD, atom bombasının ilk denemesini yapmıştı. Japonya ültimatomu reddedince, Truman nükleer saldırı emrini verdi. 6 Ağustos 1945′te yerel saatle 08:15′de Amerika Birleşik Devletleri’ne ait Enola Gay adlı bir B-29 bombardıman uçağından bırakılan little boy (küçük çocuk) isimli atom bombası, ilk anda 140 bin kişinin ölümüne yol açmıştı. Sonrasında hastalıklar sebebiyle ölenlerle birlikte bu sayı 230 bini geçti. Bazı bilimadamları ve çevrelere göre büyük katliama yol açan bu bombanın etkileri halen sürmektedir.

Bugün bile Hiroşima’da yaşanan bu yıkım ve katliam her yıl 6 Ağustos’da tüm dünyada ve Hiroşima’da yer alan Hiroshima Barış Anıt Parkı’nda milyarlarca kişi tarafından anılmaktadır.

6 Ağustos 2005 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed El Baradey, Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine 60 yıl önce atılan atom bombasının yaptığı yıkımın, insan hayatı için nükleer silahların ortadan kaldırılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

El Baradey, Avusturya’nın başkenti Viyana’da, Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombası atılmasının 60’ıncı yıldönümü için düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, “zamanın, dünyanın nükleer silahların ne kadar yıkıcı olduğunu unutmasına izin vermemesi gerektiğini” ifade etti.

Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombasının, bu tür silahların yayılmasının ve kullanılmasının neden önüne geçilmesi gerektiğini daima hatırlatması gerektiğini belirten Baradey, nükleer silahsızlanmanın, dünya ve insan ömrü için çok önemli olduğunu kaydetti.

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

Türkiye’de piyasaya sunulduğu adıyla Sabır Küpü, Zeka Küpü ya da özgün adıyla Rubik Küpü (Rubik’s Cube), 1974 yılında Macar heykeltıraş ve mimar Ernõ Rubik tarafından icat edilen mekanik bir bulmacadır. Bu plastik küp başlıca dört şekilde piyasaya sürülmüştür: 2×2×2′lik Pocket Cube (Cep Küpü), 3×3×3′lük standart küp, 4×4×4′lük Rubik’s Revenge (Rubik’in Öcü), 5×5×5′lik Professor’s Cube (Profesör Küpü). 6×6×6 ve 7×7×7′lik küpler hâlihazırda üretilmektedir.http://www.olympicube.com/

“Sabır Küpü” diye bilinen 3×3×3′lük modelin her yüzünde 9 kare olmak üzere alanı toplam 54 kare, hacmi de 26 birim küptür (ortadaki görünmeyen küpü saymazsak). Yüzeyindeki kareler genel olarak altı farklı renk ile etiketlendirilmiştir. Bulmaca çözüldüğünde küpün her yüzü tek renkten oluşur. 3×3×3′lük özgün modelin yirmi beşinci yıldönümü, 2005 yılında, beyaz yüzün ortasında bulunan etiketin, “Rubik’s Cube 1980-2005″ yazılı logoyu taşıyan parlak bir etiketle değiştirildiği özel serinin satışa çıkarılmasıyla kutlandı.

Yaratıcısı tarafından ilk olarak “Sihirli Küp” adı verilen bulmacaya 1980 yılında “Rubik’s Cube” adı verildi ve aynı yılın Mayıs ayında tüm dünyaya dağıtıma başlandı. 300 milyon adetle dünya üzerinde en çok satılan oyuncak olduğu söylenir.Ray Marshall, Squaring up to the Rubik challenge. icNewcastle. 15 Ağustos 2005’te girildi.

Tasarım ve gelişim

Sihirli küp, geometri ile ve üç boyutlu şekillerle ilgilenen Macar heykeltıraş ve mimarlık profesörü Ernő Rubik tarafından 1974 yılında icat edilmiştir. 1975 yılında HU170062 numaralı Macar patentini alan Rubik uluslararası patent için başvuruda bulunmamıştır. İlk deneme üretimi 1977’nin sonlarına doğru yapılmış ve Budapeşte’de oyuncakçılara dağıtılmıştır.

Macaristan’da popülerliği artan küp ile Batılı bilimadamları da ilgilenmeye başladı. 1979 yılında “Ideal Toys” ile uluslararası pazara çıkarılması konusunda anlaşmaya varıldı. 1980’lerin başlarında Londra, New York, Nürnberg ve Paris’te yapılan oyuncak fuarlarında uluslararası sahneye çıkarıldı.

Kısa süre için üretimine ara verilerek, Batı dünyasının güvenlik ve paketleme yönetmeliklerine uyumu sağlandı. Ideal Toys, hafifletilen küpe yeni bir isim koymaya karar verdi. “Gordiyon düğümü” ve “İnka altını” isimleri düşünüldükten sonra “Rubik’s Cube” (Rubik’in Küpü) adında karar kılındı ve ilk parti Macaristan’dan 1980 Mayısı’nda ihraç edildi.
Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok ucuz taklit ortaya çıktı. 1984 yılında Ideal Toys Larry Nichols’ın US3655201 no.lu patentine karşı açtığı davayı kaybetti. Japonya’da ise Sabır Küpü için patent alma prosedürü işlerken Terutoshi Ishigi benzer bir mekanizma için JP55‒8192 no.lu Japon patentini aldı. Ishigi’nin bağımsız olarak aynı icadı yaptığı kabul edilir. http://cubeman.org/cchrono.txt http://inventors.about.com/library/weekly/aa040497.htm

Popülerlik

1980’den 1982’ye kadar yüz milyonun üzerinde Küp satıldı. http://www.rubiks.com/lvl3/index_lvl3.cfm?lan=eng&lvl1=inform&lvl2=medrel&lvl3=cubfct 1980 ve 1981 yıılarında Britanya Oyuncak Perakendecilerince verilen Yılın Oyuncağı ödülünü kazandı. Sabır Küpü piyasaya çıktıktan kısa süre sonra benzer birçok oyuncak hem Rubik hem de başkaları tarafından piyasaya sürülmüştür. Bunların arasında 4×4×4 , 2×2×2 ve 5×5×5 tipleri ile birlikte Piramit adı verilen dörtyüzlü tipi de bulunmaktadır.

2005 Mayıs ayında Yunan Panagiotis Verdes, 6×6×6’lık Sabır Küpünü çözdü ve 23 Mayıs 2006’da Sabır Küpü çözme konusunda dünya şampiyonluğu olan Frank Morris bu yeni küpü denedi. Daha önce 3×3×3’ü 15 saniyede, 4×4×4’ü 1 dakika 10 saniyede, ve 5×5×5’i 2 dakikada çözen Morris, 6×6×6’yı 5 dakika 37 saniyede çözdü. Temmuz 2006’da Verdes başarılı bir şekilde 7×7x7’lik küpü de çözdü ve Frank Morris’in bu küpü denerken çekilen video görüntüsü 27 Ekim 2006’da İnternet üzerinde yayımlandı.http://www.olympicube.com

1994′de, Melinda Green, Don Hatch ve Jay Berkenilt; Java ile “MagicCube4D” olarak adlandırdıkları 3×3×3×3′lü 4 boyutlu Rubik Küpü modeli yarattılar. Bu şekilde çok daha fazla olası durumun olması sebebiyle 2007 Ocak ayına kadar sadece 55 kişi bu küpü çözebildi.Magic Cube 4D 2006 yılında ise Roice Nelson ve Charlie Nevill bu kez 3×3×3×3×3′lü ve 5 boyutlu bir küp yarattılar. Ocak 2007′ye kadar bu küpü yalnızca 7 kişi çözebildi.MagicCube5D

1981’de İngiltere’den on iki yaşındaki Patrick Bossert You Can Do the Cube (Küpü Siz de Yapabilirsiniz) ISBN 0-14-031483-0) adındaki kendi çözüm kitabını yayımladı. Bu kitap on yedi baskıyla dünya üzerinde 1,5 milyon adet satıldı ve hem The Times’ın hem de The New York Times’ın en çok satan kitaplar listesine girdi.

Bulmacanın en çok ilgi topladığı dönemlerde renkli etiketler de satışa sunulmuştu. Böylece küpü çözemeyip düş kırıklığına uğrayan ya da sabırsız küp sahipleri, sabır küplerini ilk hâline getirebiliyordu.Tim Walsh: “Timeless Toys: Classic Toys And the Playmakers Who Created Them” adlı kitabı, p233 ISBN 10: 0-7407-5571-4

Rubik Küpü, pek çok dilde bu isimle anılmaktadır. Ancak bazı dillerde farklı şekilde bilinmektedir. Macarca’da “Sihir Küpü” (Bűvös kocka), İbranice’de “Macar Küpü” gibi isimlerle anılır.

Çalışma sistemi

Standart küpün her kenarı yaklaşık 5,7 cm’dir. Bulmaca yüzeyindeki yirmi altı küpçükten oluşur. Ancak her yüzün orta küpçüğü aslında merkez mekanizmaya bağlı kare bir yüzeyden ibarettir. Bu mekanizma diğer parçaların girebileceği ve hareket edebileceği temeli oluşturur. Yani küp aslında kesişen üç eksende altı orta kareyi tutan bir merkez parça ve bu merkez parçanın üzerine takılan ve üzerinde dönebilen yirmi küçük plastik parçadan oluşmaktadır. Küpü kolayca parçalarına ayırmak mümkündür. Bunun için genellikle bir kenarı 45° açıyla döndürüp, köşedeki küpçüğü hafifçe zorlayarak orta küpçükten ayırmak yeterli olmaktadır. Ancak dikkat edilmezse köşe küpçüğü zorlarken ortadaki mekanizma da kırılabilir. Yani Küpü parçalarına ayırıp sonra tekrar birleştirerek çözmek basit bir işlemdir ama asıl amaç bu değildir.

İki tarafında farklı renk olan on iki kenar parça ve üç tarafında farklı renk olan sekiz köşe parça vardır. Her parçanın kendine özgü bir renk kombinasyonu vardır ama tüm olası kombinasyonlar mevcut değildir. Örneğin eğer beyaz ve sarı renkler karşıt yüzlerde ise hem beyaz hem de sarı renk içeren köşe parça yoktur. Bu küpçüklerin birbirlerine olan görece konumlarını değiştirmek için Küpün dış üçte bir bölümünü 90°, 180° ya da 270° çevirmek yeterli olur. Ancak bulmacanın çözülmüş hâlinde, renkli yüzlerin birbirlerine göre konumları sabittir.

Son zamanlardaki küplerde renkler şöyle dağılmıştır: Kırmızı karşısında turuncu, sarı karşısında beyaz ve yeşil karşısında mavi. Ancak sarı karşısında yeşil ve mavi karşısında beyaz olan farklı kombinasyonlara da rastlanır.

Permütasyonlar

Normal (3×3x3)’lük sabır küpü (8! × 38−1) × (12! × 212−1)/2 = 43.252.003.274.489.856.000 farklı konuma ya da matematik dili ile permütasyona sahiptir. Bu sayı (~4.3 × 1019) olarak da yazılabilir ve 43 kentilyon olarak okunur. Ancak bu sayının herkes tarafından tam olarak anlaşılamayacağı düşünüldüğünden reklamlarda kübün yalnızca “trilyon” kadar konumu olacağı söylenmiştir. Bu kadar fazla konumu olsa da küpler yirmi dokuz ya da daha az hareketle çözülebilir.

Aslında Küpü oluşturan parçalar (8! × 38) × (12! × 212) = 519.024.039.293.878.272.000 (yaklaşık 519 kentilyon) kadar farklı konuma getirilebilir ama bunun yalnızca on ikide biri (1/12) ulaşılabilir konumdur. Çünkü tek bir kenarı değiştirebilecek ya da tek bir köşeyi döndürebilecek hareket sırası mümkün değildir. Bu nedenle ancak küpü söküp tekrar birleştirerek ulaşılabilecek on iki olası konum kümesinden ya da “evren”inden sözedilebilir.

Orta yüzler

Özgün ve hâlâ resmî Rubik Küpü’nde orta yüzlerde herhangi bir işaret yoktur. Bu nedenle ortada bulunan küpçüklerin de bağımsız olarak dönebileceği gerçeği açık olarak görülememektedir. Eğer isterseniz, kübün orta yüzündeki etiketin her kenarını karşısındaki renkte yazan bir kalemle işaretleyebilirsiniz. Lo Shu sihirli karesi gibi bazı küpler orta yüzleri de işaretlenmiş olarak üretilmektedir. Dolayısıyla küpü çözerken orta yüzlerdeki işaretleri de doğru çözebilmek oyuna ek bir zorluk getirmektedir.

Rubik Küpü’nün orta yüzlerine işaret koymak ayırt edilebilir konumların sayısını artırdığı için permütasyonları da artırır. Orta yüzlerin işaretlerini dikkate almadan küp çözüldüğünde her zaman için çift sayıda orta yüz, çeyrek tur döndürülmek zorunda olacaktır. Dolayısıyla orta yüzler için 46/2 = 2.048 olası konum bulunmaktadır ki bu da küpün toplam permütasyon sayısını 43.252.003.274.489.856.000 ‘den 88.580.102.706.155.225.088.000 ‘e çıkarmaktadır.

Çözümler

Birbirinden

bağımsız olarak Rubik Küpünün birçok çözüm yöntemi bulunmuştur. En popüler yöntem David Singmaster tarafından geliştirilmiş ve 1980 yılında Notes on Rubik’s Magic Cube (Rubik Sihirli Küpü Üzerine Notlar) adlı kitapta yayımlanmıştır.Notes on Rubik’s Magic Cube (Rubik Sihirli Küpü Üzerine Notlar) Bu çözümde küp seviye seviye çözülüyordu. Önce üst seviye, sonra orta, en sonra da alt seviye çözülüyordu. Diğer çözümler, “önce köşeler” yöntemi ile birlikte birçok farklı yöntemin kombinasyonundan oluşuyordu.

Rubik Küpünü olabildiğince hızlı çözebilmek için hızlı küp çözüm yöntemleri de geliştirildi. En yaygın hızlı küp çözüm yöntemi Jessica Fridrich tarafından geliştirilmiştir. Fridrich Çözme yöntemi - Fridrich’s system for solving Rubik’s cubeBilinen bir başka yöntem de Lars Petrus tarafından geliştirilmiştir.Petrus Yöntemi

Çözümler genel olarak bir algoritmadan oluşur. Bu algoritmalar da belirli bir amaca yönelik yapılan döndürme hareketleridir. Örneğin bir algoritma diğer tüm küpçükleri yerinde bırakırken yalnızca üç köşe küpçüğün yerini değiştirir. Bu algoritmalar bulmacanın o andaki hâline göre belirlenmiş bir sırayla uygulanır.

Hareket gösterim sistemi

3×3×3 ‘lük Rubik Küpü çözüm kitapçıklarının çoğu David Singmaster tarafından geliştirilen gösterim sistemini kullanarak hareket algoritmalarını tanımlar. Bu sisteme genel olarak “Küp gösterimi” ya da “Singmaster gösterimi” denir. Göreceli olan tanımlama nedeniyle herhangi bir küp için kullanılabilir.

  • F (Front-Ön): Size bakan yüz
  • B (Back-Arka): Ön yüzün arkasında kalan yüz
  • U (Up-Üst): Ön yüzün üstünde kalan yüz
  • D (Down-Alt): Üst yüzün karşısında ya da ön yüzün altında kalan yüz
  • L (Left-Sol): Ön yüzün solundaki yüz
  • R (Right-Sağ): Ön yüzün sağındaki yüz

Bir harfin arkasından kesme işareti geldiğinde o yüzün saat yönünün tersine çeyrek tur döndürüleceği anlamına gelir. Kesme işareti olmadan kullanılan harf ise saat yönünde çeyrek tur döndürülmesi için kullanılır. Bir harfin arkasından 2 kullanıldığında (genelde üst simge olarak yazılır) o yüzün yarım tur döndürülmesi anlamına gelir ve döndürme yönünün bir önemi yoktur.

Az kullanılan hareketlerin arasında küpün üçte ikisini ya da tamamını döndürmek için kullanılan gösterim yer alır. x, y, ve z harfleri, küpün gösterilen eksenlerinden biri etrafında tamamen döndürülmesi için kullanılır. X ekseni sol ve sağ yüzleri dik olarak kesen çizgidir. Y ekseni üst ve alt yüzlerden, Z ekseni de ön ve arka yüzlerden geçen çizgidir.

f, b, u, d, l, ve r olarak kullanılan küçük harfler sözü edilen yüzün ilk iki seviyesini hareket ettirmek için kullanılır. Ayrıca M, E, ve S içeride kalan kısmın hareketi için kullanılır. M harfi, L ve R arasında kalan kısmın aşağı hareketi için, E harfi U ve D arasında kalan kısmın sağa hareketi için ve S harfi de F ve B arasında kalan kısmın saat yönünde döndürülmesi için kullanılır.

Örnek olarak üst kısımdaki üç köşe küpçüğü diğer parçaların yerine değiştirmeden hareket ettirmek için kullanılan F2U’R'LF2RL’U'F2 algoritması şöyle okunur:

  1. Ön yüzü 180 derece çevir
  2. Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  3. Sağ yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  4. Sol yüzü saat yönünde 90 derece çevir
  5. Ön yüzü 180 derece çevir
  6. Sağ yüzü saat yönünde 90 derece çevir
  7. Sol yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  8. Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  9. Son olarak ön yüzü 180 derece çevir.

Yeni başlayanları yıldırmamak için bu gösterim sisteminin yanısıra algoritma açıklayıcı resimler ve çevrimiçi çözümlerde de animasyonlar verilmektedir. Yukarıdaki algoritmanın animasyonunu buradan görebilirsiniz.

Yarışmalar

Rubik Küpünü en kısa sürede kimin çözebileceğini görmek üzere birçok yarışma düzenlenmiştir.

İlk Dünya şampiyonası 5 Haziran 1982’de Budapeşte’de düzenlendi. Yarışmayı, Los Angeles, ABD’den katılan Vietnamlı öğrenci Minh Thai 22,95 saniyelik bir süreyle kazanmıştır.

Birçok kişi tarafından daha kısa sürelere ulaşılmış olsa da zamanlama ve yarışma kurallarına uygun olarak kaydedilmediklerinden resmî olarak tanınmamışlardır. Yalnızca Dünya Küp Derneği (‘’World Cube Association’’ - WCA) tarafından düzenlenen yarışmalarda kırılan rekorlar kaydedilmektedir.

2004 yılında WCA Stackmat zamanlayıcısı adı verilen özel bir alet ile birlikte yeni kurallar belirlenmiştir.

Fransız Edouard Chambon, 24 - 25 Şubat 2007 günleri Belçika’da düzenlenen yarışmada 10.36 saniye ile rekoru elinde bulundurmaktadır. Resmî dünya rekoru ise beş küpün derecelerinin ortada kalan üçünün ortalaması olan 11.76 saniyedir ve 7 Ocak 2007 tarihinde Seul, Güney Kore’de Yu Jeong-Min tarafından kırılmıştır.worldcubeassociation.org/. 21 Ocak 2007′de erişildi. Bu rekor Dünya Küp Derneği, tarafından tanınmıştır.

Alternatif yarışmalar

Yukarıdakilere ek olarak küpü değişik durumlarda çözebilmeye yönelik resmî olmayan yarışmalar da bulunmaktadır. Bu yarışmalar arasında şunlar sayılabilir:

  • Gözü kapalı çözmek
  • Kübün üzerindeki renkleri karıştırmak için özel olarak ışıklandırılmış odalarda çözmek
  • Su altında nefesini tutarak çözmek
  • Tek el kullanarak çözmek

Matematik ve bilimde Rubik Küpü

Matematiksel bir grubun somut bir örneği olması nedeniyle Rubik Küpü birçok matematikçi tarafından alâka görmüştür. Ek olarak Rubik Küpü ile parçacık fiziği arasındaki paralelliğe matematikçi Solomon W. Golomb tarafından dikkat çekilmiş ve bu çalışma Anthony E. Durham tarafından genişletilmiştir. Temel olarak köşe küpçüklerin saat yönünde ve saat yönünün tersine dönüşleri kuarkların ve antikuarkların elektrik yükleri ile (+⅔ ve −⅓ kuarklar için −⅔ ve +⅓ antikuarklar için) karşılaştırılabilir. Köşe dönüşlerin olası kombinasyonları ile kuark ve antikuarkların olası kombinasyonları arasında paralellik kurulabilir çünkü hem köşe dönüşlerin hem de kuark/antikuark yüklerinin toplamı tam sayı olmak zorundadır. İki ya da üç köşe dönüşleri çeşitli hadronlarla kıyaslansa da bu her zaman geçerli bir karşılaştırma olmamaktadır.

Çeşitleri

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri, Varlık Dergisi ve Varlık Yayınevi’nin kurucusu Yaşar Nabi Nayır anısına her yıl şiir ve öykü dallarında verilen edebiyat ödülüdür. Ödüller, her yıl Varlık Dergisi’nin kuruluş yıldönümü olan 15 Temmuz’da verilir. Edebiyata yeni değerler kazandırma amacını güden bu yarışmaya, sadece 30 yaşın altındaki şair ve yazarlar katılabilir.

Posted in Uncategorized | Comments Off
Comments Off

İtalya Bayrağı (İtalyanca: Il Tricolore yani üç renk), eşit genişlikteki 3 dikey renkten oluşur; yeşil, beyaz ve kırmızı. İtalya Cumhuriyeti’nin resmi bayrağıdır.Fransız İmparatoru Napolyon Boneparte tarafından tasarlanmıştır.

Renklerin anlamı

Aslında renkler 1700′lerin sonunda bir akım olarak Fransız etkisiyle seçilmiştirler. Her renge bir anlam atfedilmeye çalışıldığında genelde yeşilin doğayı, beyazın Alplerdeki karı, kırmızının da İtalyan Bağımsızlık Savaşı’nda akan kanı temsil ettiği söylenir.

Daha dindar bir açıklamaya göre ise; yeşil umudu, beyaz kaderi, kırmızı de hayırseverliği temsil eder.

Bayrak Günü

1997 yılında tricolore’nin kabulünün 200. yıldönümünde, 7 Ocak “Milli Bayrak Günü” ilan edilmiştir. (kanun no. 671, 31 Aralık, 1996). Kutlamalar yapılır, ancak resmi tatil değildir.

Posted in Uncategorized | Comments Off